Embed

MUHAMMED BİN ABDULVEHHAB'IN HAYATI

 

Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab’ın

Muhtasar hayatı

 

Ubeydullah Arslan

 

Allah’a hamd olsun;

sufi bir yola, fakihe, kelamcıya, İbn Kayyım-Zehebi-İbn Kesir gibi büyük imamlardan bir imama çağırmıyorum. Aksine tek ve ortağı olmayan Allah’a ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetinin ilkine ve sonuncularına vasiyet ettiği Sünnetine davet ediyorum.

 

 

Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab (r.h.) 

Resâilu ŞahsiyYe/ sf 252

 

 

 

InternationalIslamicUniversityİslamabad

Ubeydullah Arslan

13 Mart 2012 Salı

 

بسم الله الرحمن الرحيم

      Hamd Allah’a, salât ve selâm Resulüne, tahir ashabının üzerine olsun. Bu kısa çalışmamda siz değerli kardeşlerime “Ümmetin büyük müceddidi ve muvahhidi” değerli âlim Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab’ı (r.h.) tanıtmaya çalışacağım.

 

      Bu âlimi tanıtmak boynumun borcu oldu. Neden mi? Çünkü Kuran ve Sünnetten bir karış ayrılmayan bu mazlum âlime büyük iftiralar atılmakta, haksız karalamalar yapılmakta, gözden düşürme kampanyaları yapılmaktadır. Bende genç neslimize onu tanıtmak, sevdirmek, haklı davetini duyurmak için bu kısa çalışmayı yaptım.

 

     Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab (r.h.)  mazlum bir âlimdir. Hakkında yazılan olumsuz ne varsa hepsi iftiradan başka bir şey değildir.

 

     Onu neslimizin ve milletimizin gözünden düşürmek isteyenler bilsinler ki; Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab (r.h.)  İslami ve tarihi rolünü kıyamete kadar sürdürecek, fakat iftira atanlarsa ne tarihte ne başka bir yerde asla anılmayacaklar ve unutulup gideceklerdir.

 

 

         Bir âlimi ancak yazdığı eserinden tanırız. Eğer samimi ve objektif bir araştırmacı ve ilim talebesiysek onu kendi sözlerinden ve yazdıklarından tanımamız gereklidir. 

 

      Bu nedenle; hakkında yazılan asılsız iftiraları ve uydurma bilgileri doğru gibi hiçbir kritere tabi tutmadan okumak, kötü söz söylemek, iftira atmak, hem İslami hem insani kimliğimize yakışmaz. Sonra bu ilmi ve adil bir karar değildir. Sözü fazla uzatmadan kısa da olsa hayatını yazmaya çalıştığım çalışmamla sizleri baş başa bırakayım.

 

       Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab’ın (r.h.) asıl adı Süleyman et-temimi’dir. Necd bölgesinin “Uyeyne” şehrinde, Hicri 1115 (Miladi 1703) senesinde doğdu.

 

        İlk dersini Uyeyne’de babasından aldı. Babası da büyük bir ilim adamıydı. Sonra, 2 defa hicaz’a ilim tahsil etmek için yolculuk etti, orada büyük âlimlerden ders aldı.

 

       Muhaddis Muhammed Hayat Sindi rahimehullah’dan hadis ilmi öğrendi. Sonra Irak’ın ilim merkezi Basra’da çağın en büyük Selef âlimlerinden akide, fıkıh, tefsir, hadis ilmi aldı.

 

      Basra, o günlerde şirkin ve bidatin kol gezdiği cahiliye şehrini andıran bir şehirdi. Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab (r.h.)  bidat ve münkerlere karşı mücadele etti. Basra’nın sapık bidatçileri faziletli âlime aldığı tavırdan dolayı eziyet etti ve Basra’dan kovdu. Basra bu güzel âlimin davetine tepki verdi, bidat ve münkere devam dedi.

 

      Basra’dan zülmen kovulan Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab (r.h.)  Necd’e yerleşti. Bir müddet sonra da doğduğu şehre Uyeyne’ye geri döndü. Tevhid ve Sünnet davetini ilk defa bu şehirde ilan etti. Bu şehir kendi şehriydi. Halkını tanıyordu, içinde ailesi, yakınları, akrabaları vardı. Onlara daveti sevdirmek daha kolaydı. Üstelik bu metodu nebevi bir metottu zira Peygamberimiz ilk davetini kendi şehrinde Mekke’de ailesine, akrabasına yapmıştı.

 

        Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab (r.h.);  Kuran ve Sünnet yoluna büyük muhabbet duyuyor, herkesin bu yola icabet etmesini istiyordu.  Hicri 1140 yılında şirke, bidate, küfre karşı davetini halka alenen duyurmaya başladı.  

 

        Uyeyne emiri/valisi davetini işitince, ona destek verdi, yardım etti. Bu yardım sayesinde Muhammed bin Abdulvehhab şehirde intişar etmiş şirki, küfrü, bidati, münkeri, hurufatı kısa zamanda kaldırdı yerine Allah’ın Şeriatını tatbik etti.  Bu çerçevede; hadleri uyguladı, zina edenlere recm cezası verdi, sünnetin sancağını yüceltti, birçok şehirlerden ilim talebeleri davetine icabet etti, ondan ilim almaya başladı.

 

          Kısa zamanda daveti her şehirde işitildi, kabul görmeye başladı. Allah’ın vechini arayan âlim elbette davetinde başarılı olacaktı. Basralılar, onu kovmuştu ancak Uyeyneliler ise bağrına basmıştı.  

 

      Günler, aylar, yıllar geçtikçe Tevhid ve Sünnet daveti yayılmaya başladı. Davetini işiten İslamdan uzak şirkçi, bidatçi, hurafeci yöneticiler ve sözde âlimler-ilim talebeleri hased ederek tepki vermeye başladı.

 

     Bazı emirler (Uyeyne’nin bağlı olduğu Ahsa emiri) kendisine bağlı emirlere Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab’ın  öldürülmesi için ferman verdi, öldürmeyen emirin de kafasını uçuracağını vaad etti. 

 

       Ahsa emiri çok iyi bir müslümandı. Fermanı işitir işitmez Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab’a “seni öldürmem istendi ama ben bunu yapmak istemiyorum şu an baskı altındayım” hemen şehirden çık ve kurtul dedi.

 

        Bir Alim ölüm fermanıyla tehdit edildi. Davetine düşmanlık gösterildi. Oysa Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab Kuran ve Sünnetten ayrı bir şey söylemiyordu. Tüm Resuller ve Nebiler gibi Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab’da sürgün, kovulma, tehdit, ölümle yüz yüze geldi. Bu durum ise onun hak bir yol üzere olduğunu apaçık bir şekilde ispat eder.

 

       Bu şehirden çıkan Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab (r.h.) Muhammed bin Suud emirliğinde ki “Diriye” (Suudi Arabistan’ın ilk başkenti) şehrine yöneldi. Muhammed bin Suud, onu sevgiyle, hürmetle, güler yüzle karşıladı, davetini doğruladı, ona destek verdi. Muhammed bin Suud, mevcut kralın dedelerindendir. Suudi Arabistan ismi de bu adil emirden gelmektedir.

 

      Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab (r.h.)  Dirîyye’ye hicri 1150’de geldi ve orayı mesken edindi. Artık davetini kabul eden güvenilir adil bir emri vardı.

 

     Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab (r.h.)  âlimler ve talebelerle ittifak ederek tevhid ve sünnet davetine yeniden başladı.  Bu davet esnasında Muhammed bin Suud öldü, yerine oğlu Abdülaziz emir oldu ve bu emir Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab’ın (r.h.)  talebesiydi.

 

       Bu emirin gölgesinde Tevhid ve Sünnet daveti daha da güçlendi. Suud emirliği her şehre nüfus etti. Selefi davet yayılıp güçlenince, şirke ve bidate gönül veren cahiller ve düşmanlar; sinsi bir tuzak kurarak, muvahhid Emir Abdülaziz’e suikast tertipledi ve şehit etti.

 

       Emir Abdülaziz’in yerine “Suud bin Abdülaziz” emirliğe getirildi. Bu yeni emirde, Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab’ın(r.h.)   talebesiydi.

 

        Düşmanlar; bu davetin önünü kesmeye çalıştıysa, bir türlü başarılı olamadı. Güneş, artık her yeri aydınlatıyor, tevhid ve sünnet her kapıdan girerek kalpleri aydınlatıyordu. Her yer tıpkı Nebiyullah’ın Mekke’de ilk davet ettiği gün gibiydi.

 

        Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab (r.h) kapı kapı, şehir şehir, geziyor mektuplar yazıyor, alimlerle görüşüyor, talebelere dersler veriyor, ayet ve hadis ışığında Kuran’a ve Sünnete davet ediyordu.

 

         Selefi Davet, uzun bir mücadele sonunda Suud’un hemen hemen her şehrinde işitilmiş, kabul görmüştü. Suud bin Abdülaziz’in emirliğinde ki Suud Devleti sayesinde Davet daha da güçlendi, ulaşması gereken her hedefe doğru ulaştı.

 

       Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab (r.h.) bu emirin döneminde iken; 1206 (miladi 1791) yılında vefat etti. 

 

       Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab (r.h.) öldüğünde geriye bir İslam Devletiyle tertemiz selefi bir davet bıraktı. Allah, ihlâsından dolayı tevhid üzerine kaim bir devletle, büyük bir selefi davet yolu nasip etti. Binlerce alim eserini okudu, şerh etti, ezberletti, dünyanın her köşesine ulaştı. Kitapları her dile tercüme edildi.

 

      Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab’ın(r.h.)   Akidesi, eserini okuyunca da açıkça göreceksiniz Selefi Salihin Akidesidir.

 

      Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab (r.h.) Rasulullah’ın, ashabın, halifelerin, tabiinin iman ettiği akide ve amel üzere yaşamıştır.

 

       Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab (r.h.) eserlerinde ve mücadelesinde; Tevhide, Sünnete Davete ağırlık vermiştir. İyiliği emretmeyi, kötülükten sakındırmayı, batıla karşı cihadı, müşriklere karşı tavrını asla değiştirmemiştir.

      Rabbim onu sevsin, bağışlasın, davetini mübarek kılsın. Allah İslam’a ve müslümanlara kazandırdığı hayırlardan dolayı razı olsun. Salât ve selam son Resul Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerine olsun.

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !