İSLAM DÜNYASINDA YÜKSELEN SELEFİ DÜŞÜNCE

İSLAM DÜNYASINDA YÜKSELEN SELEFİ DÜŞÜNCE-ubeydullah arslan     

Selef,
lügatımızda;
zaman açısından
bizden önce gelen ve önden giden
atalarımız demektir,
dedelerimiz,
onların dedeleri bizden önce gelenler
selefimizdir, 
işte buna selef denir,
zıddı haleftir.
Halef ise seleften sonra gelenlerdir.

Selefin dini anlamına gelince,
Sahabe, tabiin, tebetabiin dönemi dediğimiz
ilk üç asrın insanlarının yaşadığı döneme denir,
bu nedenle bu üç asrı iman ve amelde örnek alan, yaşayan, yaşatan kimseye de
selefi denir.

Müslüman,
dini anlamda ki mefhuma göre,
örnek yaşayışı nispetince
ya seleftir ya da haleftir.

Bu üç asırlık
faziletli selef asrı,
nebevi menhec üzerine kurulmuştur.

Bu asırlar,
iman ve hayırla anılan en güzel asırdır.
Çünkü
bu asır
sahabe,
tabiin ve tebetabiin gibi
islam ümmetin
en seçkin şahsiyetlerinin
yaşadığı dönemdir.
Faziletleri sahih hadislerle sabittir.

Selefimiz,
iman ve hayırlı ameli
birlikte yaşamış,
davet ve cihad yolunda
mücadele ortaya koymuş,
üstün şahsiyet sahibi kimselerdir.

Rasulullah
sallallahu aleyhi ve selllem
onları övmüştür:
"خير القرون قرني ثم الذين يلونهم ثم الذين يلونهم"
"En hayırlı asır benim asrım,
sonra onlardan sonra gelenler,
sonra onlardan sonra gelenler"
buyurmuştur.

Sahabe(r.anhum)
bu ümmetin eminleridir,
eminliği, dinde ki eminlik veya ümmetin
omuzlarına bırakılan emanettir.

Bu nedenle,
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selllem
ashabı hakkında
"أصحابي أمنة لأمتي
Ashabım ümmetimin eminleridir buyurmuştur.

Selefin,
üç asırlık faziletlilik boyutu,
hem dönem hem de  yaşayanlar bakımından
kabul gören bilinen meşhur bir faziletliliktir.

Sahabe izinde gidenler kurtuluşta,
onlara muhalefet edenler de hüsrandadır.

Selef,
kuran ve sünneti gözönünde bulunduran,
salih ameli azık edinen,
güzel ahlak ve daveti menhec olarak uygulayan
bir topluluktur.

Sahabe,
vahye şahit olan,
peygamberle birlikte olma şerefini yakalayan,
nebevi terbiye ve ilim meclisinde eğitilen,
mümtaz bir edep ve haya örneği gösteren,
peygamberden sonra iki vahyin emrettiği menheci
takip eden,
davet ve cihad yolunda canını vermekten
sakınmayan üstün bir topluluktur.

Onlar her müslüman için iman,
amel, davet, cihad yolunda örnektir.

Dört büyük imam usulde birlik,
furuda farklı içtihadlar ortaya koymuş
selefi topluluklardır.

Onlar
itikadi konularda ihtilaf etmemiş
seçkin mütevazi ve alim zatlardır.

Sahabe,
tabiin, tebetabiin yolunda
iman, amel, davet,
cihad ortaya koymayanların,
selefe sevgi ve hürmet göstermeyenin
selef olarak isimlendirilmeleri
mümkün değildir.

Selef olmak için,
selef gibi iman ve amel etmek gerekir.

onların davet ve cihad yolunda belirledikleri
usullerin dışına çıkanların selef kabul edilmeleri
büyük bir hata olup,
onlara nispetleri de
cahilliktir.

Selef mustalıhlarının
sağından ve solundan bile geçemeyenlere
selef dememek gerekir.

Selefilik dilde değil,
itikad ve amelde
bilinir.

Hiçbir
harici ve bidatçi selef değildir.

Bir murcie nasıl selef sayılmazsa
bir tekfirci de selef sayılmaz,
ancak harici sayılır.

Madem ki
selef mustalıhını kavradık
bilelim ki dünyada yükselen hareket olarak
selefi düşünce,
çok yaygın bir şekilde
ilerlemektedir.

Selef mezheb mi menhec mi sorusu
çok sorulan bir sorudur.

Selef itikadde ve amelde örnek alınan
nebevi menhece sahib topluluk diyebiliriz.

Mezheb,
gidilen yol demektir,
eğer itikadde gittiğin yolun/mezhebin nedir denilirse
selef demekte sakınca yoktur,
böyle demek doğrudur,
hakkında tartışmak yersizdir.

Selef olarak,
furuda gözlenen ihtilafı bahane ederek
selef imamlarının arasındaki içtihad farklılığını büyütmemeli,
selef dairesinde görmeli,
müsamahakar menhec edinerek
kuşatıcı olmalıdır.
Zira itikadde selef olan imamlar,
amelde farklıdır.
furuda ihtilaf rahmettir,
itikadde ise azab ve iftiraktır.

Selefiliği,
dar ve kısır bir alana mahkum etmek
ilmi olmadığı gibi ahlaki de değildir.

Paçaları kısaltmak,
elleri kaldırmak gibi doğruladığımız
amelleri terk eden hakkında kırıcı olmak
selef ahlakı değildir,
ölçülü olmak
ve delille ikna etme menhecini kullanmak selefiliğin gereğidir.

İbn kayyım der ki:
bakarsın ki paçasını kısaltmıştır
onlardan birisi, fakat kalbinde firavun kibri bulunur."

İşte
selefiliği şekilde görmemek
şekilci selefi olmamak
gerektiğini,
bu rivayette görürüz.

Şekilci selefilik
değil de
şumullu,
yenilikçi, kuşatıcı, 
selefiliği öne çıkartmalı,
neslimizi nassın yolunda,
güzel amel ve ahlakla terbiye etmenin mücadelesini yapmalıyız.

Asrımızda
selefi hareket,
çeşitli kısımlara ayrılmıştır.

Cihadcı Selefi,
İlimci ve davetçi selefi
İhyacı selefi,
Şekilci selefi
gibi topluluklar vardır.

Selefi
cihadçılar dediğimiz topluluk,
bölgeye göre selef çizgisinde,
bölgeye göre harici çizgisindedir.

Bunların birine
harici kıtalcılar grubu,
birine de selefi cihad hareketi denebilir.

Harici kıtalcılar dedim
çünkü itikadde selef olmadıkları için haricilerdir/tekfircilerdir/bombacılardır
kıtalcıdırlar.

Selef ve cihad
bunlardan beridir.
bu tanzim islami ilimlerde ve vakıayı tanımada basiretsizdir.

Harici kıtalcılar,
kıtal etmeyen müslümanları suçlamakta,
küçümsümekte,
günahkar görmekte,
kafir hükmünü vermekte, 
müslüman olsun olmasın ayırmadan
masumların kanını akıtmakta,
bombalar patlatmakta,
postaneler soymakta,
haram olan bu bidat amelleri,
mubah görmekte
haricilerin çizgisini izlemektedir.

İşte bu fiiller,
çağdaş harici çizginin en bariz alametidir.
Her müslümanın,
bu harici/tekfirci cahiller guruhundan
uzak durması din ve can güvenliği için önemlidir.

Çünkü bunlar
bidatçidir ve günahkardır.

Hedefe giden yolda
müslüman kardeşini
öldürmekten geri kalmayan,
müslüman kanını akıtmayı mubah sayan,
masumları öldürmekten çekinmeyen,
kıtalı cihad diye pazarlayan cahillerdir.

Bunlar
islam'a ve müslümanlara
ihanet etmektedir,


Peygambere ve ashaba muhalif ederek bidatçi olmakta,
ümmetin arasında fitneler oluşturarak,
islamın yüzünü lekelemektedirler.

Harici kıtalcılar,
tek kendilerini doğru yolda görmekte,
alimleri ve davetçileri düzenin adamı olarak nitelemektedir.

Onlar,
şeytanın kandırdığı cahiller olduklarını unutmakta,
utanmadan ve sıkılmadan müslüman kardeşine hakareti meşru görmektedir.

İslam alimlerine ve davetçilerine
pervasızca hakaret eden,
kafir diyen,
sadece müslümanlarla uğraşan
bu ruh hastası ve geçimsiz kimlikler
kime hizmet
etmektedir?
bilmiyoruz.

Harici kıtalcılar,
ümmetin önünü tıkamaktadır.
Nasıl şiiler ümmeti içten zayıflatan bir apayrı din ise,
harici kıtalcılar da öyledir.

Bu kıtalcıların
stratejileri, maslahatları varsa yoksa kan dökmek ve bombalamaktır.

Tebliğ,
davet, irşad, ilim mehhecini reddederler,
kıtalı cihad anlamında kullanırlar,
davet, ilim dersleri, seminerler, konferanslar yapmazlar.
çünkü kendileri ve onlara tabi olanlar alimdir ne gerek vardır?

Vakıf, dernek açmazlar,
zira küfürdür, tağuttur.

Bu hatalarını kabul etmek şöyle dursun
itiraz edenleri de kafir görürler.

İslam tarihi böyle bir harici kıtalcı topluluğu asla görmemiştir.

Birde
ne itikadde ne amelde,
asla yakından uzaktan
selefe bağlı olmayan,
karışık karma çizgili tekfirci
gruplar vardı ki,
onlara göre devlete karşı çıkan herkes adamdır,
hatta ellerinden gelse devrimci solcuları da saflarına katmaya bile razılardır.

Bu grup,
her şahsı itikadı ve ameli ne olursa olsun,
ayırt etmeden siyasi bir başkaldırı ortaya koyduğu müddetçe safında görmektedir.

ne garip bir yol !

Selefi cihadçılar ise,
işgal altında ki islam topraklarında
meşru cihad haklarını kullanarak islamın izzetini
yüceltmek için cihad etmektedirler,
bu kimseler haklı davalarında canlarını
feda ederek cenneti
kazanmaktadırlar.

İşte bu izzetli müslümanlar
elinin tersiyle dünyayı reddeden mücahidin arkasında işgal altındaki islam coğrafyasında cihad ederek onurlu bir mücadele ortaya koymaktadır.

Ne mutlu onlara!
Bende aralarında olmayı çok isterdim.
kimbilir belki yarın belki yarından yakındır.

Selef itikadında
cihad eden bu topluluklar
hayırlı topluluklardır.
Böyle müslümanları çok gördüm,
cihadlarına asla leke getirmezler,
şehadetleri makbuldür inşaALLAH

Selefi ilmiyye dediğimiz hareket ise
hem ilme hem davete ağırlık vermekte,
bu kardeşlerin bazıları zaman zaman şekilci selefiliğe yönelmekte, davetten ve toplumsal sorunlara çözüm üretmekten uzak kalmaktadır.

Şekilci selefi,
her şeyi şekle indirmektedir,
çeşitli konulara farkında olmadan
şirk, küfür, bidat, haram demekte,
paçaları kısaltma, elleri kaldırma,
delilledirmede
sadece kuranı ve sünneti kaynak görmekte,
sosyalleşememek,
daveti yayamamak,
halka inememek
gibi toplumsal yönde zaaf taşımaktadır.

Kendisi gibi düşünmeyen
yapmayan kardeşlerinden
ayrı ilim ve amel menheci taşıdığını
kabullendirmek için de büyük çaba sarf etmekte,
kendini marjineleştirmek için uzak kalmaktadır.
Bu ise nefsi bir hastalıktır.

Selefin menheci, takdir edilir,
fakat masumane bir takdislikle
takdis edilemez.

Zira ancak
Kuran ve sünnet takdis ve takdir edilir.
Bir alimin selefi yolunu
takdis görmek
selefi menhece terstir.

Selef olarak,
itikadi, ameli, ahlaki,
davet ve cihad menhecini
kuranın ve sünnetin ayarına göre
yapmamız gereklidir.

Menhecimizde,
toplumsallığı, sosyalleşmeyi,
içtihadlara göz kırpmayı,
geniş bir davet menheci oluşturmayı,
kuşatıcı ve kapsayıcı bir çizgi ile halka ve tabakalara inmeyi amaç edinmeliyiz.

Selef olarak,
geçmişle gelecek arasında köprü olacak
sağlam delillere dayanan
ve davet ruhunu elden bırakmayan,
güzel ahlak ve edep örneği bir yapı kurmamız şarttır.

Selef fırka-i Naciyedir.
kurtuluş kapısının anahtarıdır.
önderlerin adresidir.
ahlakın bahçesidir
akidenin penceresidir.

Selefi terk etmek,
iman ve amel yolunda eksikliktir.
ilmi zaaftır.

Selefi menhec,
kelamcılığı, felsefeciliği, akılcılığı, beşericiliği kabul etmeyen nassa bağlı menhectir.

Nasıl olurda ayet ve hadisle konuşmayı terk etmiş,
aklını öne çıkaran,
kelamcı,
felsefeci bir insan selef olabilir?
bu mümkün değildir.

Selefi menhecin en bariz yolu
akide saflığına, sünnet bağlılığına, ahlak ve davet güzelliğine, meseleye ilmi olarak ayet ve hadisle bakmaya dayanır.

Selef, naklı, aklın önüne alarak yol gösterir.
halef ise aksini gerçekleştirir.

Selef, şirke bidate, hurafeye musamahakar olamaz,
dini delille yaşamaya ve davet etmeye çağırır.
şıhcılığı, tarikatçılığı, efendiciliği, türbeciliği reddeder zira şirktir.

Günümüzde selef olarak
nasıl ki geçmişte sapık fırkalara
reddiyeler veriliyorsa reddiye verilmeli,
yaşadığımız asrı da onların tarlasında ekerek,
biçerek yarına hazırlamalıyız.
Zira sahabiler yaşadıkları asrın sorunlarını çözer,
islamın önünü açardı.

Mezhebçiliği değil,
delille mezhebe bağlanmayı kabul eder.
delilsiz mezhebe bağlanmayı mezhepcilik olarak görür ki, bu menhecinde haklıdır.

Günümüzde yayılan bu hak menhec
her müslümanın sevmesi, izlemesi gereken menhectir.

Selefi hareketi besleyen
en önemli alimlerin başında
Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Malik,
İmam Ahmed, İmam İbn teymiyye,
İbn Kayyım,
Muhammed bin Abdulvahhab gelir.

Bu alimler
rabbani ve nebevi menheci yayan
en büyük seçkin alimlerdir.
onların elleriyle bu hareket
şarktan garba kadar yayılmıştır.

Bizler,
devredilen iman,
amel, ahlak, davet,
cihad mirasını selefimiz gibi korumalıyız,
onların menhec sınırından uzaklaşmamalıyız,
her hareketimizi onlara bağlamalıyız.

Paçalarını kısaltmayı,
parmakları oynatmayı
yine yapan, hayatında sünnetleri muhafaza eden,
(bunlar sünnettir, basite almak küfürdür)
bununla birlikte
paçayı aşıp kafaya doğru çıkan
bir selefi menhec
taşımalıyız.

Paçada ve parmakta kalmayalım.
onlarla birlikte akıllara ve yüreklere hitap edelim.

Selefi menhecin
azılı düşmanları sayılan
şiiler, hariciler, murcie, cehmiyye,
muattıla, mutezile gibi fırkalara karşı uyanık olmak ve ilmi donanımla donanmak en büyük sorumluluktur.

Allah bizi razı olduğu
dinde ve amelde muhafaza etsin,

sabit menhecimiz
selef izinden ayırmasın.

sevgi ve hürmetle...:)))

<_script />window.onload = function(){window.parent.CKEDITOR._["contentDomReadyentryContent"]( window );}<_script />

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !