İLKİN TEVHİD

 

 

التوحيد اولا   İLKİN TEVHİD
الحمد لله ، والصلاة والسلام على رسول الله ، وعلى آله وصحبه ومن والاه

Tevhid,
Rasullerin toplumlara davet ettiği
ilk kelime,
ilk akidedir.

İnsanların
ilk bilmesi gereken farzdır.

Onunla İslam'a girilir,
böylece insan üzerine düşen ilk vacib yerine getirir.

Kul, onunla cenneti elde eder,
şirkten, küfürden korunur, cehenemden azat olur.

Tevhid,
şirke ve küfre karşı sığınaktır,
kaledir.

Sığınağı olmayan asker
mutlaka düşmana esirdir.
Tevhidsiz hayat, kanatları olmayan kelebek gibidir.

Selefi
salihin topluluğumuz,
Peygamberlerin
itina gösterdiği tevhide,
itina göstermiş nesillerine öğretmiştir.

İbn Ömer'den
sahih yolla gelir,
O şöyle demiştir: "İlkin imanı öğrendik(tevhidi)
sonra Kuranı öğrendik"

Sahabi Abdullah el-Beceli(r.a.) der ki:
"İlkin imanı öğrendik(tevhidi) sonra
Kuranı öğrendik, böylece imanımız arttı."

Peygamberin,
Mekke'de ashabına akide öğretiği ve akidelerini
tashih ettiği bu sabit rivayetlerle sahihtir.

Bu nedenle
ilkin akide tashihi,
sonra dinin diğer esaslarını,
hükümlerini, ilimlerini öğretmelidir.
Çünkü hayat ancak sahih akide ve tevhid esasına
göre tanzim edilirse
sağlam olur.

Geçmişte olsun
günümüzde olsun,
insanlığın şirke, küfre,
inhirafa, delâlete ve hurafe düşüncelere
kaymasının sebebi,
sahih akideyi
terk etmesindendir.

Yeryüzünde ki
şirk, küfür, bidat, hurafe anlayışların
temeli akidenin sahih olarak insanlara
öğretilmemesinden
kaynaklanır.

İslam
ümmetinin
zayıflamasının,
düşmanın kucağında yenilir bir av olmasının,
bir oyuncak gibi kullanılmasının sebebi
akideye sahip çıkmayarak,
dünyaya çakılmasıdır.

Peygamberin
meşhur Çer-Çöp hadisi bu gerçeği ifade etmiştir.

Her asrın ve insanın
hacet duyduğu sahih akide selefi salihin akidesidir.

Bu akide,
Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem'in
ashabın, 4
mezhep imamının
iman ettiği tertemiz akidesidir.

Bu akidenin
dışında akide edinmek
insanı hüsrana düşürür.

Ümmetin dini ve kültürel bozukluğunu,
ancak tevhidi öğrenerek ve sahih akideyi kavrayarak aşabiliriz.

Ümmetin ayakta durabilmesi,
düşmana gereken direncini göstermesi
ancak sahih akideyle olur.

Selef akidesi,
saf, temiz, fıtrata hitap eden
kuşatıcı kalpleri tatmin eden,
sağlam temellere dayanan en doğru akidedir.

İnsanları
birbirine bağlayacak,
kalplerini sukunete erdirecek,
ayrılıktan uzaklaştıracak,
bölünmeleri kaldıracak tek akide vardır
O da, selefi salihin akidesidir.

İslam ümmeti,
izzetine, kuvvettine,
şerefli misyonuna ancak tevhid akidesini tahkik ederek dönecektir.

Konu
tevhidden açılmışken
şu önemli konuya
değinmek
istiyorum.

Günümüzde
tevhidin tanımı,
farklı tanımlara şahit olmaktadır.

Kimisi siyasi tanımla,
kimisi Allah'ın varlığıyla,
kimisi uluhiyyetle,
kimisi Allah'ı tanıtmakla tevhid tanımı yapıyor.

Örneğin
kendisine tevhid hakkında soru sorulan
radikal söylevle tanınan bir Hoca
tevhidi şöyle
tanımlıyor:

Tevhid,
Allah'dan başka kanun koyacak,
hüküm belirleyecek,
yasa koyacak,
emredecek kimse yoktur demektir,

Yine
hayatımı ben tağutlara göre değil
islama göre yaşarım,
ben küfrü reddediyorum,
yememi, içmemi, evlenmemi islam'a göre
düzenleyeceğim demektir.

Yine
Allah'tan başla ilah yoktur,
ondan başka tapılacak yoktur,
devlet kanunlarınına La,
Allah'ın kanuna evet demektir.......vs tanımla tanımlamaktadır.

Bu sözlerin doğruluğu ayrı şey,
bu tanımın tevhid olduğunu söylemek ayrı şeydir.

Bu sözleri her müslüman doğrular,
ancak bu sözlerin tevhidi tanımladığını söylemek güçtür.

Tevhid tanımını
sadece yöneticilere siyasi öfke anlamında
ifade etmek
ne kadar doğrudur?

Tevhid
sadece bu mudur?

Bu tevhidin net tanımı mıdır?
Tevhid tek boyutlu tanıtılır mı?

Tevhidi,
siyasi kavramdan öte bir şey taşımayan
bir tanım haline nasıl getirdik?
neden getirdik?
niçin bu yola yöneldik?

Tevhid,
siyasi tanımla mı tanımlanmalıdır?

Tevhidi,
başkaldırmak, siyasal düzene kafa tutmak,
yöneticelere karşşı direnmek olarak tanımlamak
ne kadar doğrudur?

Tartışalım
konuşalım.

Her tanımı yerli yerince yapalım.
Birilerinin küfrü, şirki, zülmü, şeriata muhalif yaşayışı farklı tanımla ifade edilebilir.

Rasuller,
selefi salihih imamları ve günümüz
selefi akidenin önderleri,
kendilerine
tevhid sorulduğunda acaba
tevhidi böyle mi
tanımlıyorlar?

İbn Teymiyye,
İbn kayyım,
Muhammed bin Abdulwahhab,
İbn Useymin,
Abdulkeirm el-Hudeyr,
Abdullah el-Guneyman,
Süleyman Ömer el-Aşkar,
Suleyman el-Ömeri,
Abdulaziz er-Racihi,
Felah el-Munkedir,
Abdulkerim el-Akil,
Abdurahman bin Mahmud,
Abdurahman bin Abdulhalik,
Sefer el-Haveli,
Selman el-Ude,
Şeyh Mukbil el-Vedi,
Muhammed el-Vassabi,
Muhammed el-İmam
Şeyh Zimari,
Şeyh Adeni,
Şeyh Zeyd ve Hadi Medhali,
Şeyh Cuveyni,
Şeyh Salah el-meşhur,
İshak el-Huveyni,
Muhammed Hassan,
Mustafa Adevi,
Muhammed Reslan
Ahmed Huteybe,
Hasan el-Eşbel
Yahya el-Hacuri,
Muhammed Muhtar eş-Şankıti v.s. gibi adını sayamayacağımız mümtaz selefi alimler ve akide otoriteleri böyle bir tanım
yapıyorlar mı?

Bunların hepsi
geçmişte ve hala günümüzde selef alimleridir.

Benim
okuduğum kadarıyla
böyle bir tanım yapmıyorlar.

Türkiyede
seyyid kutub'un 30
yıllık etkisinden dolayı
siyasi içerikli tevhid tanımı yapılmış,
fakat bu tanım siyasi tanımla sınırlı kalmıştır.

30
yıldır seyyid kutub'un
gölgesinde yaşayan cemaatler,
siyasi tevhid tanımını
doğrulamış,
kitlelere sadece bu yönden tevhid aşısı yapmıştır.

Aşı,
eksik tutmuş, sonraları yeni hastalıklara sebep olmuştur.

Seyyid kutub,
hakimiyet tevhidini getiren ilk ediptir.

Sonra bu tanım,
ilk dönem selefin tevhid tanımında örtüşür mü?

Bu tanım tevhidin hangi kısmına girer?

Bu tanım kimin kişisel özel tanımıdır?

Bu tanımı yapan meşhur kişinin
tevhidin diğer kısımları hakkında tanımı sağlam mıdır?

Sorular çoğaltılabilir.
Benim araştırdığım kadarıyla böyle tanım yapanlar,
eksik tanım yapmaktalar,
selefi akidenin bakış açısıyla çelişmekteler,
siyasi tevhid tanımını ortaya atarak ilmi/akademik tanımdan uzak, yüzeysel tepki içerikli tanım oluşturmaktadır.

Siyasi tevhid veya siyasi akide tanımı,
siyasi bir rahatszılığın sonucu oluşmuş
kapsamlı olmayan bir tanımdır.

Bu tanımla tevhidin içi boşaltılmış,
kuru bir söyleve taşınmış,
siyasi otorite ile sürekli kavgacı bir nesil üretilmiştir.

Bu tanım
yetersizdir, eksiktir, aşırı siyasidir, ilmi değildir.
Mutlaka eksiği giderilmelidir.

Facebook veya net'te yapılan bu tanımlar
siyasi tevhid tanımıdır.

böyle bir tanım selefi tanım değildir,
akli ve konjektürel
bir tanımdır.

Yerel bir tanımdır,
bundan 50 yıl önce böyle bir tanım yoktu.

Tanımlar
her asra hitap etmeli,
kuşatıcı olmalıdır.
Hele hele akidevi bir konu olan
Tevhid her asrı kuşatan bir tanımla tanıtılmalıdır.

Siyasi olarak ifade edilen bazı cümleler,
Uluhiyyet tevhidi kapsamında ele alınabilir.

Bunun dışında
tevhid işte budur demek
büyük bir tevhidi anlayış eksikliğidir.

Tevhid için yola çıkanların
tevhidden habersiz olması çok gariptir.

Siyasi tevhid değil,
Allah'ın ve Rasülünün tanıttığı
bir tevhid tanımı gereklidir.

Sahih hadislerde gelen tanıma göre
la ilahe illallah'ın anlamı ve tevhidin aksamı
tarif edilerek
tanım netleştirilmelidir.

Bu tanımı yapanların
büyük çoğunluğu
selefin tevhid tanımını  asla kabul etmemektedir.

Bu tanımın sahipleri,
isim ve sıfat tevhidinden zerre miktarı haberdar değildir,
hatta itikadi sapıklık içindedir.

Kimileride tevhidi,
marifetullah/Allah'ı tanımak,
varlığını kabul etmek, 
tek yaratan olarak doğrulamak
olarak tanımlamış, ebu cehillerin anlayışından dışarı çıkamamıştır.

Tevhid üç kısmıyla
tanımlanmadan
tamamlanmaz,
bunlardan birinin eksikliği tevhidin eksikliğidir.

Bu
üç kısım
1-Rububiyyet
2-Uluhiyyet,
3-İsim ve sıfat tevhididir.

Geniş bilgi için sitemizi ziyaret edebilir
öğrenebilirsiniz.

O halde,
tevhid ve sahih akide ilkin öğrenilmeli,
selefi salihin akidesi kabul edilmeli,
tevhid üç boyutta bilinmelidir

Hayatınız tevhidle ameliniz sünnetle daim olsun.

والله أسأل التوفيق والسداد في العقائد والأعمال .
 والصلاة والسلام على سيد المرسلين ،
وعلى آله وصحبه أجمعين .


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !