HALLAC-I MANSUR

HALLAC-ubeydullah arslan(Bağdat şeytanın yaşam öyküsü) 

Sıcak aşırı idi,
Güneşin ısısı yakıyor,
insanlar gölgelere kaçıyordu.
Bağdat’ın sıcağı kasıp kavuruyordu.

Su,
Yer,
Gök,
Toprak,
Her şey ateş gibi idi.

Bir grup insan,
Ağacın altında toplanmış,
Gölgeleniyor,
Sohbet ediyordu.

Uzaktan bir yolcunun geldiğini gördüler,
adam yorgun argın,
susamış,
bir vaziyette agacın altında oturanların yanına kadar yaklaştı,
oturdu,
selam verdi,
sonra da hal hatır sordu,
kendini Hallac-ı Mansur olarak tanıttı.

Hallac-ı Mansur,
Susadığını su vermelerini rica etti,
Bir genç hemen ona su takdim etti,
Suyunu içti, biraz soluklandı,
Hindistan’dan geldiğini haber verdi.

Ağaç altında oturanlardan biri
-Hindistan’a neden gittin? dedi
-İnsanları Allah’a davet etmek için sihir öğrenmeye gittim dedi, Hallac.

Hallac,
Sihir öğrenmiş,
Horasan, Mevaranehir, Türkistan gibi bir çok beldeleri gezmişti.

Hallac, öğrendiği sihir hakkında da eserler yazmıştır,
Hala günümüzde eseri mahfuzdur,

Hallac,
Yaşadığı asrın imamları tarafından çok tenkid edilmiştir.

Hallac,
Şeytani ve buhteni görüşler ileri sürmesinden dolayı kınanmıştır,
Cuneyd Bağdadi, Amr bin Osman el-Mekki, Ebu Yakuben-Nehcuri,
Ali bin sehl isbahani sapık görüşlerinden sakındırmıştır.

Hallac,
Gün olur sünni olur,
gün olur şii olur,
Bazen zühd ehlinin kıyafetini bazen de askeri kıyafet giyerdi.

Hallac,
Dostlarıyla beraber otururken,
Onları bir yere gönderir,
Arkalarından meyveleri ve helvaları saklar,
Dönüp gelen dostlarına gönlünüz ne ister,
size mevyeveler ve helvalar takdim edeyim mi? der
böylece kendini
keramet ehli olarak gösterirdi.
(Bkz:İbn Teymiyye Camii’r Resail-192)

Hallac,
Zındık olduğu için kellesi vuruldu öldürüldü,

Münafık ve sapık bir cahil olarak kabul gördü,
Alimler ondan uyardı,
Zira hurefeler ve şeytani oyunlarla kandırdı.

Hadis uydurdu,
Hakkı yalanladı,
Alimlerin yolunu terk ederek,
hevasına uydu ve küfür yolu seçti.

Şeytan onunla çok oynadı
Zamanı geldi terk etti,
Ama artık Hallac ölümü hak etmiş dünyaya elveda edecekti.

Ona tevbe et denildi,
Etmedi,
Küfür üzere öldürüldü.

Hallac,
Allah’ın velisi değil, şeytanın velisidir.
Sıddık değil, yalancıdır,
Müslüman değil, münafıktır,

Bugün hallac gibi keramet ehli olduğu iddea eden tipler vardır,
Keramet haktır, ehl-i sünnet inancı doğrular,
Ama keramet gösterdiğini iddea eden kimse
Şeriatın nasslarına muhalif bir inançla ve amelle asla
keramet ehli olunmaz.

Şirk koşan,
Sünneti terk eden,
Cemaatle namaz kılarken,
Hanifiler öne geçsin, Şafiler arkaya dursun bizim dergahta diyen  hokkabazlar keramet ehli değil, ancak şeytanın ehli olurlar.

İnsanlara el öptüren,
Küfür ve bidat yolu müridlerine aşılayan,
Şahısların Allah’ın dostları olduğuna inanmak büyük bir yanılgıdır.

Hallac’ın taraftarları kelllesi vurulduğunda,
Kanının Allah lafzını yazdığını haber verdiler,
Herkes ölürken bile keramet gösterdiğine inandı,
Böylece ölümü bile bir çok insana fitne oldu.

Şeytanın velilerinin ölümü geride fitne,
Allah’ın dostlarının ölümü ise geride uyanış bırakır.

Sormak lazım,
Bir çok Rasüller, Nebiler, sahabeler, mücahidler
Allah yolunda öldürüldüler,
onların kanıyla Allah lafzı yazılmadı da,
Hallac gibi şeytanın kanıyla mı Allah lafzı yazıldı?

Ayrıca kan necistir,
Allah isminin necis kanla yazılması caiz değildir.
Hallac’ın kanı mı temiz ve hayırlı, ashabın mı?

Hallac’ı ancak,
Şeytanı, buhtanı, hurefeyi, zındıklığı sevenler sever, tasdikler.

Alim, Ebu yakub en-Nehcuri kızını Hallac’a nişanlamıştı,
zındıklığını anlayınca hemen kızını ona vermekten vazgeçti.

Amr bin osman el-Mekki, Kafir olduğuna dair fetva yayınladı.

Hallac,Bağdat’ın şeytanıdır.
Bu nedenle,
Günümüz küfür itikad sahipleri onu çok sever,
İslam’a ve şeriata karşı kim durmuşsa yüceltir,
Zira zihniyet aynı zihniyettir.

Hallac,
Ölümü hak etti,
Zira küfür yolunu hakkın yoluna tercih etti.

Hallac,
Kellesi vurulurken,
Tevbe etmeyi bile düşünmedi,
Şeytanı o kadar saptırmıştı ki hep hakta olduğuna inandı.

Ey bugün efendilerin,
tarikatların,
şıhların yolunda gidenler,
Çağdaş hallaclara kurban olmayın.

Keramaet ehli denen,
Allah dostlarının inaçlarına ve amellerine bakın,
Şeriata,
Tevhide,
sünnete mutabık mı sorgulayın.

Efendi,
güya müridlerine şifa veriyormuş!!
Zor zamanda yardıma geliyormuş!!
Kaza ve sıkıntı anında medet istendiğinde hemen yardım ediyormuş!!
Ölmüş tarikat şıhlarıyla ve salih zatlarla canlı bağlantı yapıyormuş!!
Dileyeni de konuşturuyormuş!!!

İşte bu şirkleri duyduğunuz halde Hallac'ı hatırlayın.

Hallaclar yaşıyor,
Şeytanla kolkola girmiş ümmeti saptırıyor,
Kuran ve sünnet yolundan uzaklaştırıyor dikkat ediniz.

Hallacsız bir inanç ve amel dilerim sizler için,

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !