DİNDE GÖZ ARDI EDİLEN MASLAHAT KAVRAMINA DAİR DELİLLER

 

DİNDE GÖZ ARDI EDİLEN MASLAHAT  KAVRAMINA DAİR DELİLLER-ubeydullah arslan

Dinde maslahat yoktur,

maslahat filana kafir olduğunu açıktan söylemek,
cihad etmek, kafirlerle anlaşmamak,

onların yardımını almamaktır denilmektedir.

Bu tartışma sıcak bir tartışma değildir.

İslam alimlerinin ve fakihlerinin eserlerini incelediğimizde maslahat kavramının dinde olduğunu görüyoruz.

Gelin bu konuda biraz sohbet edelim,
ilkin şu gerçeği bilmeliyiz.

İslam Şeriatı, maslahatı/faydayı mefsedinin/zararın önüne almıştır.
Din bu esas üzerine bina edilmiştir.

Yani,
islam, müslümanın hayrına/lehine/faydasına/geleceğine hayırlı olacak her hayırlı adımları/uygulamaları/çalışmaları/projeleri/maddeleri kabul eder.

Yine İslam müslümana ve dine zarar verecek her tür  adımları/uygulamaları/çalışmaları/projeleri/maddeleri reddeder. İslam şeriatının koyduğu
emirlere, hükümlere, kanunlara bakın
hepsi canın, malın, aklın, dinin, neslin, dinin hıfzı içindir.

Bunların hıfzı sağlanınca,

toplumların ve ferdlerin de maslahatı/faydası korunmuş olur. Bu anlattıklarımız bize şunu öğretir,
islam dini maslahatı elde etmek ve zararı def etmek gaye üzerine kurulmuştur.

Herhangi bir hususta veya bir konuda âlimler,

kuranı ve sünneti göz önünde bulundurarak
maslahat
neyi gerekli kılmışsa hemen onu takdim etmiş,
zarar getirecek şeyi de yasaklamışlardır.

Maslahatı tayin eden veya o işin maslahatını belirleyenin,
kuran ve sünnet nassları olduğunu söylemişlerdir.

Şu maslahattır,

şu mefsededir demek için kuran ve sünnet nasslarını bilmek gerekir,

bu yüzden neyin maslahat neyin mefsede olduğunu da ancak âlimler tayin eder.

Gelin maslahatın mefsede’nin/zararın önünde olduğuna dair delilleri okuyalım.

1.Delil : Allah ayetinde buyurur ki “Allah’ın dışındaki ibadet ettiklerine sövmeyin, sonra onlar da Allah’a ilimleri olmaksızın söverler.” (En’am-108)

Ayette görülmektedir ki,

Allah siz kafirlerin putlarına taptıklarına sövmeyin ki,

onlarda Allah’a sövmesinler buyurmaktadır, bu ise maslahat gereği Allah’a sövülmemesi için onların putlarına sövülmemesi gerektiğini belirler.
Zira en büyük maslahat (burada Allah’a sövdürtmemektir) bu öndedir, kafirlerin/şirk koşanların putlarına sövmekte ( ki bu mefsededir ) geridedir.

Yani müslüman Allah’a sövdürmemek için maslahatı (sövmemeyi)

mefsede’nin (sövmek) önüne almalıdır. Bu müslümanın yararınadır,
çünkü Allah’a bu yolla Allah’a sövdürmek basiretsizliği göstermemelidir. Farklı bir yol ve uslub tercih edilmelidir.

2.Delil : Rasulullah (s.a.v.) sahih hadiste Aişe annemize hitaben buyurur ki,

“ eğer kavminin bana düşmanlığı olmayacağını bilsem, bu Kabe’nin esasını/bina şeklini yıkar, (ilk andaki) ibrahimin binasına benzetirdim.” (Buhari-Müslim)

Hadiste görüldüğü gibi,

Rasulullah’ın o an ümmetin-müslümanların geleceğini düşünerek

maslahatı öne aldığını ispat eder,

eğer Rasulullah Kabe’nin son şeklini yıkıp ilk İbrahim (a.s.)
yaptığı gibi yapmış olsaydı bu kavminin düşmanlığını daha da çok artırırdı ki,

bu davaya zarar verirdi,

bu yüzden yıkamayı değil o halde şimdilik bırakmayı uygun gördü,
bu ise maslahatın her zaman mefsede’nin/zararın önünde olduğuna açıkça ispat eder.

Müslümanların ümmete zarar verecek şeyleri iyice düşünmeleri ve buna göre maslahat neyi gerekli kılıyorsa nassların ışığında ve onlardan bir karış ayrılmadıkça hareket etmeleri gerekir.

Şunu da hatırlatalım,
Abdullah ibn Zubeyr, hacıların çoğalması müslümanların hakimiyeti ele geçirmesiyle beraber Kabe’yi ilk yapısına çevirdiği de tarihi bir gerçektir.

3.Delil : Rasulullah tevhid dinini Mekke’de davet ederken Münafıklar bilinmektedir ki boş durmuyorlar, ashabı küçük göstererek dine zarar veriyorlardı,  bunların başında Abdullah ibn Selul vardı, müslümanlar aleyhine söylenmedik söz bırakmadan konuşan bu münafıkların başı Rasulullah tarafından bilinmekteydi. Ömer ibn Hattab’da onu bilmekteydi. Bir gün Ömer Ya Rasulullah bırak kellesini vurayım bu münafığın demişti Rasulullah ise şöyle buyurmuştu “Hayır Ya Ömer, Muhammed ashabını öldürüyor diye konuşmasınlar” (Buhari-Müslim)

İşte görülmektedir ki
Rasulullah tarafından bilinen
münafıklar ümmete ve İslam’a zarar verirler endişesiyle öldürülmemişlerdi, bu ise maslahattı, ümmete yaradı, eğer onlar öldürülmüş olsalardı bu Rasulullah’a ve ashaba zarar verecekti, işte Rasulullah bu ameliyle maslahatı(münafıkları öldürmemek) mefsede’nin (münafıkları öldürmek) önüne almıştı.

4.Delil : Bir Bedevi Arab mescidi nebiye gelerek bevl etmişti. Bunu gören ashab ise ayaklanmış nerdeyse üzerine yürüyeceklerdi ki Rasulullah onları sakinleştirdi, “ bırakın kesmeyin rahat etsin” buyurmuş, onun yanına giderek ona hatalı olduğunu, buranın mescid ibadet yeri olduğunu hatırlatmış, o bedevi ise Rasulullah’a dua ederek çıkmıştı. (Buhari-Müslim)

Rasulullah burada yine maslahatı mefsede’nin önüne almıştı,
zira Peygamber sert davranılırsa avret mahalli açılır korkusu, sertlik sonucu ibadetten kaçar endişesi, hacetine engel olunursa üzerine necaset değer düşüncesi, hataları güzel öğütle gidermek gerekir, müslümanlar mescidde birbirlerine girmişler denmesin gibi sebeplerle böyle davranmıştır. Bu ise maslahatın önde olduğunu gösterir.

Bu olayda bedevinin üzerine yürümek ve ona kızmak mefsededir. 
Yukarıdaki deliller ışığında selefimiz ümmete yol çizmiş, onları maslahatlarına uygun geleni yapmaya davet etmiştir.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !